TÜM YEREL-SEN İŞ YERİ TEMSİLCİLİĞİ EL KİTABI

29 Ocak 2015 01:26 | 111328 kez okundu

TÜM YEREL-SEN  İŞ YERİ TEMSİLCİLİĞİ EL KİTABI

TÜM YEREL-SEN

İŞ YERİ TEMSİLCİLİĞİ EL KİTABI

SENDİKAL TARİHİMİZ:

Aydınlık yarınlar ve daha yaşanılabilir bir Türkiye için, Kuvayi Milliye ruhuyla yola çıkan ve tüm üyelerinin, refahı ve huzuru için örgütlü mücadele veren Tüm Yerel-Sen; İzmir’in düşman işgalinden kurtarıldığı gün olan 9 Eylül’ün, bağımsızlığımız için atılan büyük bir adım olması ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna da giden sürecin de habercisi olmasından hareketle; Kamu emekçilerine ve tüm ülkemiz halkına yönelik baskıya ve sömürüye karşı mücadele etmek, Kamu emekçilerinin ekonomik, demokratik, hukuksal, sosyal hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmek için, bağımsız, demokratik sınıf ve kitle sendikacılığını temelinde, Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ ün önderliğinde kurulan, Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, egemenliğini, ulus ve ülke bütünlüğünü, laik düzenini, demokratikleşme ve ulusal çıkarları korumak, sonsuza kadar yaşatmak için elinden gelen her türlü çabayı göstermek ve mücadele etmek için 9 Eylül 2013 tarihinde kuruldu.

ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER VE TOPLUSÖZLEŞME

TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ DAYANAĞI

 

            Kamu emekçilerinin sendikal hakları hemen hemen bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde yer almaktadır. Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal haklar; özgür biçimde örgütlenme, toplu sözleşme yapma ve grev hakkını kapsamaktadır.

Bu haklar içerisinde kamu çalışanları da dahil olmak üzere bütün çalışanların toplu sözleşme yapma hakkı, Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 8 temel sözleşme arasında saydığı 98 sayılı Sözleşmesinde yer almaktadır.

Teşkilatlanma ve Kolektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına Müteallik 98 No’lu ILO Sözleşmesinin 08.08.1951 günlü 5834 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunmuş ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 98 Sayılı Sözleşmenin 4. maddesi toplu pazarlık hakkını düzenlemektedir. Bu sözleşme uyarınca tüm çalışanların toplu sözleşme hakkı vardır.

Anayasa’nın 90.maddesinin son fıkrası, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.” hükmünü içermektedir.

Ayrıca Anayasanın bazı maddelerini değiştiren 5170 sayılı yasa 22.05.2004 tarih ve 25469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göre Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü eklenmiştir.

Anayasadaki yeni düzenleye yönelik olarak, bu kanunun madde gerekçesinde,  “Uygulamada usulüne göre yürürlüğe konulmuş insan haklarına ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanun hükümlerinin çelişmesi halinde ortaya çıkacak bir uyuşmazlığın hallinde hangisine öncelik verileceği konusundaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla 90 ıncı maddenin son fıkrasına hüküm eklenmektedir.” denilmiştir.

Anayasanın 90. maddesine eklenen fıkra, yoruma gerek bırakmaksızın, yasa ile uluslar arası antlaşmanın çelişmesi durumunda, antlaşmanın esas alınacağı ve öncelikle uygulanacağı, değişikliğin de konuyla ilgili “tereddütlerin giderilmesi amacıyla” yapıldığı belirtilmektedir.

Nitekim konuyla İlgili olarak Danıştay Birinci Dairesi (Esas No: 2005/1067, Karar No: 2005/1363) 17.11.2005 tarihli kararında, yetkili sendika ile Niğde Ulukışla Belediyesi arasında yapılan toplu sözleşmenin suç teşkil etmediğini, dolayısıyla kamu emekçileri sendikalarının toplu sözleşme yapmak hakkı olduğuna karar vermiştir.

Ayrıca yanında Zonguldak İdare Mahkemesi, (Esas No: 2006/633, Karar No: 2006/11142) 14.09.2006 tarihinde; ILO Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı’na atıfta bulunmuş ve bu sözleşmelerde kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkının bulunduğunu belirtmiş ve Anayasa’nın 90. maddesi gereği bu sözleşmelerin iç hukukta uygulanmasını öncelikli olduğunu kabul etmiştir.

Ulusal mahkemelerin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Gaziantep Belediye ile yetkili sendikanın yaptığı toplu sözleşme ile ilgili olarak, 21 Kasım 2006 tarihli kararında;

 

“Toplu Pazarlık Sözleşmesinin İptali

Mahkeme, sendika ve belediye meclisi arasında yapılan Toplu Pazarlık Sözleşmesinin, sendikanın üyelerinin çıkarlarını koruması ve geliştirebilmesinde en önemli ve tek aracı olduğunu belirtmiştir. Buna göre, iki yıldır yürürlükte olan sözleşmenin iptali başvuru sahiplerinin dernek kurma özgürlüğüne aykırılık teşkil etmektedir.

Başvuru sahipleri, çıkarlarını korumak için toplu pazarlık sözleşmesi uygulamayı seçerken iyi niyetle hareket etmişlerdir. Türkiye, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkını tanıyan, 1949 BM-ILO Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Sözleşmelerini (No.98) çok önceden onaylamıştır” diyerek toplu sözleşme hakkımızın olduğunu belirtmiş ve bu hakkın ihlal edilmesi nedeniyle de 20.500 euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Son Anayasa değişikliği ile birlikte sendikal hak ve özgürlükler açısından uluslararası belgeler ve sözleşmeler kanunlar karşısında öncelikle uygulama niteliği kazanmıştır. Yukarıda belirtilen ve onaylanan 98 sayılı ILO sözleşmesi iç hukukumuzla bütünleşerek bağlayıcılık kazanmıştır, dolayısıyla kamu emekçilerinin toplu sözleşme yapma hakları vardır.

            Ayrıca, 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 14’ncü maddesinde belediyenin görev ve sorumluluklarının içerisinde “sosyal hizmet ve yardım yapmak” yer almıştır. Aynı kanunun 38. maddesinin (g) bendinde “Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak” ve (n) bendinde ise “Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak…” vardır.

            Kamu emekçilerinin yıllardır verdiği mücadele sonucu olarak; Siyasi İktidar, son olarak da; 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çıkartılan sonra da 4 Nisan 2012 tarihinde yapılan bir değişiklik ile” “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” çıkartmak zorunda kaldı. Ancak bu kanun Kamu Emekçilerinin gerçek anlamda toplu sözleşme ve grev yapabilmesi beklentilerinden çok uzaktır. Çünkü bu yasa, bir ortaoyunundan ibarettir. Gerçek anlamda TİS ve Grev hakkı yoktur. Bu yasa ile, Siyasi iktidar uluslar arası yasaların uygulanabilirliğini engellemek ve bu hakların kullanılmaması için önüne bent çekmek istemiştir. Siyasi iktidar bu kanunu çıkartarak, imzaladığı Uluslar arası Sözleşmeleri de hiçe saymıştır.

            Sendikamız Tüm Yerel-Sen, fiili ve meşru mücadeleyi savunmaktadır. O yüzden de TİS ve Grev hakkı için mücadele etmeyi uzun zamandır rafa kaldıran ve Siyasi İktidar ile birlikte yıllardır “Orta Oyunu” oynayan sendikaların aksine, biz uluslar arası sözleşmelerden, Anayasamızın 90. maddesinden doğan hakkımızla TİS ve Grev hakkımızı alıncaya kadar mücadele edeceğiz.

ÖRGÜTLENMENİN VE İŞ YERİ ÖRGÜTLENMESİNİN ÖNEMİ:

Örgütlenme nedir? Neden önemlidir?

Organize olmak, canlılar dünyasında hayatta kalabilmenin en önemli unsurudur. İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, mükemmel bir sosyalleşme yeteneğine sahip olmasıdır. Ve çok barizdir ki, birlikte hareket etmeyen, her kafadan ayrı sesin çıktığı yapılanmalar amaçlanan hedeflere ulaşamazlar.

Üyeleri ile sağlam ve güvenilir bağlar kuramamış örgütler sayıca büyük olsa da sendikal harekete yeterince katkıda bulunamazlar. Örgütlenmesini üyelerinin taleplerine ve sınıf mücadelesi perspektifine göre belirleyemeyen sendikalar hızla erimekte ve sendikal bürokrasinin de etkisiyle güçlerini yitirmektedirler.

Bu durumun ana sebeplerinden biri, sendikaların, sürece müdahale edici, geniş, kapsamlı, somut, militan, doğru taktikler geliştirebilen; üyeleri tarafından netçe anlaşılmış ve içselleştirilmiş açık, net, sürekliliği olan ve mutlaka sonuç alıcı örgütlenmeler ve mücadele stratejilerinin dolayısıyla da politikalarının olmayışıdır.

Bu özellikler kimi tüzük ve programlarda yer almış olsalar da kâğıt üzerinden yaşama geçip ete kemiğe bürünememişlerdir. Etkin sendikal stratejiler ancak içinde yaşanılan toplumun sınıf ilişki ve çelişkilerini doğru tahlil ederek uygulanabilirler. Ayakları yere basmayan, diğer ülkelerden ithal program, ithal strateji ve politikalarla bu iş yürümez. Kısacası üretilecek sendikal stratejiler kendi ülke orijinalitemizi yansıtmalıdır.

Sendikaların gücü örgütlenme kapasiteleri ve üyeleriyle arasındaki bağın sağlamlığıyla ölçülür. Bu yüzden kitlenin günlük sorunlarıyla yakından ilgilenilip en küçük talepler önemsenmelidir. Sendikal politikaları oluştururken kitlenin somut talepleri üzerinden hareket edilmelidir.

Örgütlenme, sürekli olması gereken bir süreçtir. Sadece yetki zamanları ve TİS süreçleri yaklaştığında örgütlenme faaliyetleri yoğunlaşmamalıdır.

Gerek ülke bazında, gerekse küresel anlamda örgütsüz bir yapılanma ile gerçekçi ve amaca yönelik hiçbir etkinlik sağlanamayacağı açıktır.

İnsan, örgütler olmadan var olamaz. Hiç kuşkusuz, böyle bir kabul,  örgütlerin tıpkı aile, klan, toplum, devlet gibi sosyolojik varlıklar olduğunu da kabul etmektir aynı zamanda. Örgütlü olmak, insan hayatında yaşamsal bir öneme sahip olmak demektir.

Günümüzde varılan noktada, ABD ve AB’ın ve yerli işbirlikçilerinin emperyalist saldırıları karşısında, demokrasi ve insan haklarına yönelik kazanımları elde etmek ve korumak için yoğun bir biçimde örgütlenmeye ihtiyaç duyulmakta. Hayatımızın her alanında örgütlenmenin önemi her geçen gün daha da artmakta o yüzden de daha çok örgütlenmeli ve örgütlenmemizin güçlendirilmesi için yoğun çaba harcanması gerekmektedir.

Ülkemizde yaşananlar düşünüldüğünde ise örgütlere özellikle de emek ve meslek örgütlerine çok fazla görev ve sorumluluk düştüğü açıktır. 

Çağdaş toplumlar, artık birbirinden kopuk bireylerden çok, örgütlü insan topluluklarından oluşmaktadır. Bu örgütlü toplumsallaşma, kolektif özgürlükleri ön plana çıkarmaktadır. Bir grup içinde yer almayan birey, kamusal yaşam üzerinde pek etkili olamamaktadır. Bu nedenle birleşme özgürlükleri (dernek, sendika, toplantı vb) hem çıkarları korumanın, hem de kamusal yaşama katılmanın en etkili araçlarıdır.

Ne var ki otoriter devletler, örgütlenme özgürlüğünü de güçleri yettiğince kısıtlamaktadırlar. Yukarıda da değindiğimiz gibi, birleşme özgürlüklerinde yasalarda olmayan bir biçimde müdahale ile fiili durumlar oluşturmakta ve bu özgürlüklerin kullanılmasını önlemeye çalışmaktadırlar.

Tüm bu katı ve bağnaz tutumlara rağmen, mevcut dar sınırlar içerisinde oluşturulacak Demokratik Kitle örgütleriyle yine de birtakım mesafeler alınabilmektedir. Büyük zorluklarla yürütülen bu mücadeleler sonucunda, ulusal ve uluslararası düzeyde kamuoyu oluşturulması, insanımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi mümkün olabilmektedir.

Bu örgütlere toplum da yeterince sahip çıkmamakta, üye olmamakta ve çalışmalarına katılmamaktadır. Üye olanlar da tam sahiplenmemekte, birçoğu üç yılda bir yapılan genel kurul toplantılarına dahi katılmamaktadır. Genel kurul toplantılarına katılan üyeler içerisinde, yönetime hesap soran, faaliyetleri denetleyen, çalışmalara katılan üye sayısı çok düşük düzeylerdedir.

Büyük çoğunluğu bir kültürel etkinliği izleme tavrı içerisinde genel kurula katılmaktadır. Genel toplumdan bu anlamda daha bilinçli olduğu düşünülen üye tabanının bu ilgisizliği ve duyarsızlığı, örgüt yönetim kadrolarının hem heyecanını, motivasyonunu azaltmakta, hem de örgüt içerisinde yönetim ya da lider sultası oluşmasına neden olmaktadır.

Çok Özetçe; insanca yaşayabileceğimiz bir ülke yaratmak için hayatın her alanında örgütlenmeli ve örgütlü hareket etmeliyiz, bu başaramadığımız sürece, ezilmeye ve sömürülmeye devam edeceğiz, “Örgütsüz Halk Köle Halktır, Örgütlü Halk Yenilmez” bunu asla unutmamamız gerekir. Bu bilinçle de sendikal örgütlenmemize daha çok sahip çıkmamız gerekmektedir.

 

İş Yeri Örgütlenmesinin Önemi Nedir?

Sınıf ve Kitle Sendikacılığı yapmak üzere kurulan sendikamız “Söz ve Karar Sahibi Tabandır” İlkesinden hareketle; örgütlenmede ve kazanımlar elde etmede iş yeri örgütlenmesinin gücünü önemser ve bu doğrultuda hareket eder.

 Bir sendika tabanı ile ne kadar iyi bağlar kurduysa, o sendika sınıf mücadelesine çok büyük katkılar sunar. Eğer bu bağ geliştirilemez ise o sendika ne kadar büyük olursa olsun, hiçbir işlevi olmaz ve sendikal mücadeleye de bir katkı sunmaz.

Daha güçlü bir örgüt olabilmenin yolu üyelerimizi gerçekten örgütlü üyeler yapmaktan geçmektedir. Üye ile bağlarımız sadece verdiği aidat ile sınırlı kalmamalıdır. Bunun içinde üyelerimizden gelen, küçük büyük tüm talepleri almalı ve değerlendirmeli, üyelerimizin taleplerine kulak tıkamamalıyız.

 Sendikal çalışmalarda ilk olarak sorunlar iş yerlerinde karşımıza çıkar. Bu sorunların çözülmesi için iş yeri örgütlülüğü çok büyük önem arz eder.

                 Üyelerin sendikayı ilk hissettikleri yerler iş yerleridir. Bir sendika üyelerinin genel sorunları ile ilgili olarak ne kadar mücadele ederse etsin üye bunu çok hissetmeyebilir, ama iş yerinde bizzat yaşadığı bir sorun ile sendikası ilgilendiğinde ve çözdüğünde asıl o zaman sendikasını benimser ve örgütlü olmanın da bilincine varır.

                 İş yeri örgütlenmesinde İş Yeri Temsilcisinin önemi çok büyüktür. Üyeler ile sendika arasında köprü görevi görecek, gelen sorunları öncelikle kendisi çözmeye çalışacak, çözemediği nokta da sendikasından destek isteyecektir.

                 İş yeri örgütlenmesi dar bir kalıp içine sıkıştırılmamalıdır, her an canlı olmalıdır. Bir iş yeri örgütlülüğü ne kadar güçlü ise, o sendika da o kadar büyük ve güçlü olacaktır.

                 İş yeri örgütlenmelerinin taşıdığı önem, işyeri temsilcilerinin de konumunu çok önemli kılar. İş yeri temsilcileri sendikanın iş yerinde ki yüzüdür. Eğer o işyerinin temsilcisi iyi çalışıyorsa, çalışanlarda ki izlenimde sendikanın başarılı bir sendika olduğunu gösterir. Yani çalışanlar temsilci ile sendikayı özleştirirler.

                 Sendikanın ete kemiğe büründüğü yer iş yerleridir. Çünkü iş yeri temsilcisi aynı zamanda o iş yerinin bir çalışanıdır ve arkadaşlarının sorunlarını anında görebilir ve hemen müdahale edebilir. Bir temsilci ne kadar üyeler ile iç içe olursa, sendikanın politikalarını üyelere ve üyelerden gelen talepleri de sendikasına iletirse işte o zaman sendika daha da büyür ve daha da güçlenir. Unutulmamalıdır ki Temsilciye duyulan güven, sendikaya duyulan güvenin de başlangıcıdır.

 

İŞYERİ SENDİKA TEMSİLCİSİ KİMDİR?

 

Temsil, kelime anlamı olarak birinin ya da bir topluluğun adına davranma, belirgin özellikleri ile yansıtma, simgesi olma anlamlarına gelmektedir. Temsilci ise hak ve görevleri bakımından birinin ya da bir topluluğun adına davranan kimse, işyeri sendika temsilcisi de sendikayı işyerinde temsil eden kişi demektir. Bu anlamda sendika temsilcisi, sendikanın işyerindeki faaliyetlerini yürütmekten birinci derecede sorumludur.

 

İş Yeri Temsilcisinin Yasal Güvenceleri

 

Çalışma hayatının büyük bir kesimini oluşturan memurların sendikal anlamda örgütlenmelerini düzenleyen 4688 sayılı yasa 12.07.2001 tarihinde 24460 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasa ile birlikte kurum ve kuruluşlarda sendikal örgütlenme gereği ortaya çıkmıştır. Bu sendikal örgütlenmelerin en temel birimi ve öznesi işyeri temsilcileridir. İşyeri temsilcilerinin sendikal faaliyetleri uluslararası, anayasal ve yasal düzenlemelerle güvence altına alınmıştır. 
          151 sayılı İLO Sözleşmesinin 6. Maddesi Kamu Görevlileri Örgütlerine Sağlanacak Kolaylıklar başlığını taşımaktadır. 1. maddede: " Kamu görevlilerinin tanınan örgütlerinin temsilcilerine, çalışma saatleri içerisinde veya dışında görevlerini çabuk ve etkin bir biçimde yerine getirebilmelerine olanak verecek şekilde kolaylıklar sağlanacaktır."
         2.maddede: "Bu tür kolaylıklar sağlanması idarenin veya hizmetin etkin işleyişini engellemeyecektir," 
        3. madde de ise: Bu kolaylıkların niteliği ve kapsamı, bu sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen "kamu görevlileri ve kamu makamları arasında çalışma koşullarının görüşülmesine olanak veren yöntemlerin ve kamu görevlileri temsilcilerinin anılan koşulların belirlenmesine katılmalarını sağlayan başka her türlü yöntemin en geniş biçimde geliştirilmesi ve kullanılmasını teşviki için gerektiğinde ulusal koşullara uygun önlemler alınacaktır, şeklindeki düzenlemeye uygun yöntemlerle belirlenecektir".Hükmüne yer verilmiştir. 
        Bu konudaki uluslararası düzenlemelerden bir diğeri de Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması Hakkında 87 Sayılı Uluslar arası Çalışma Sözleşmesidir. Bu sözleşmenin 3. maddesinin 2. fıkrası ; "Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak (sendikal örgütlenme hakkı ) veya bu hakkın yasaya uygun bir şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden kaçınmalıdır." Madde 8/1 ve 8/2 de ise "Çalışanlar ve işverenler bunlara ait örgütler, bu sözleşme ile kendilerine tanınan bu haklarını kullanmada, diğer kişiler ve topluluklar gibi yasalara uymak zorundadırlar."
      "Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verici nitelikte olamaz veya zarar verici şekilde uygulanamaz."
      Yine anılan sözleşmenin Örgütlenme Hakkının Korunması başlıklı 11. Maddesinde "Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası Çalışma Örgütünün her üyesi, çalışanların ve işverenlerin örgütlenme hakkını serbestçe kullanmasını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlüdür."Hükümlerini taşımaktadır. Bütün bu uluslararası kurallar T.B.M.M tarafından çıkarılan kanunlarla uygun bulunmuş ve Resmi Gazetede yayımlanmıştır.(RG.11.12.1992,21432 Mükerrer)
      Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrasına göre "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz" hükmü ile 151 ve 87 Sayılı Sözleşme hükümlerinin, iç hukuk hükmü niteliğinde yasaya eşit düzenlemeler olduğunu vurgulamaktadır. 
     Yine Anayasamızın 49 maddesinin 2. fıkrasında "Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." Hükmüne yer verilerek çalışma barışının korunmasına değinilmiştir. Kuşkusuz ki bu çalışma barışının korunmasında işyerleri temsilcileri önemli bir yer tutmaktadır.
     4688 Sayılı Kanunun çeşitli hükümlerinde İşyeri Temsilcilerinin tanımı, görevlerine, yetkilerine ve yükümlülüklerine değinilmektedir:

     4688 kanunun 23. maddesinde işyeri temsilcisinin yetkilerinden bahsedilmekte İşyerlerinde kamu görevlilerinden en çok üye kaydetmiş sendika işyeri temsilcisi seçmeye yetkilidir. 
      Sendika Temsilcileri, işyerlerinde, üyelerinin işveren veya işyeri ile ilgili sorunlarını dinlemek, ilgili yerlere iletmek ve sendika ile işveren arasında iletişim sağlamak amacı ile, sendikaların tüzüklerinde belirtilen yetkili kurullar tarafından bir genel kurul dönemi için seçilirler.
     İşyerinde kamu görevlileri arasında en çok üye kaydetmiş sendikanın bulundurabileceği temsilci sayısı, işyerindeki kamu görevlisi sayısı 20-100 arasında ise en çok bir, 101-500 arasında ise en çok iki, 501-100 arasında ise en çok üç, 1001-2000 arasında ise en çok beş, 2000 den fazla ise en çok yedidir. Bu temsilcilerden biri sendika tarafından baş temsilci olarak görevlendirilebilir. İşyeri sendika temsilcileri bu görevlerini işyerinde, haftada iki saat olmak üzere yerine getirirler. Temsilciler bu sürede izinli sayılırlar.
     Kamu işvereni, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkanlar ölçüsünde kolaylıklar sağlar, denilmektedir. 
      4688 kanunun 18. maddesinde: "Kamu görevlileri, iş saatleri dışında işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez." 
     Yine 4688 Sayılı Kanunda işyeri temsilcisi bakımından yasal güvenceye ilişkin doğrudan bir düzenleme olmamakla birlikte, 4688 Sayılı Yasanın 43. maddesinde "Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacaklar hakkında kamu görevlilerinin tabi oldukları personel kanunlarının ilgili hükümleri uygulanır" denilmiş dolayısı ile yasal boşluktan dolayı 2821 sayılı yasaya atıf yapılmıştır. Aynı konuda düzenleme yapan 2821 Sayılı Sendikalar Kanunun 30. maddesinin son fıkrasında ise "İşveren yazılı rızası olmadıkça işyeri temsilcisinin çalıştığı işyerini değiştiremez veya işinde esaslı bir tarzda bir değişiklik yapamaz. Aksi halde değişiklik geçersiz sayılır."Hükmüne yer vermiştir. Bu konuda yargısal içtihatlar yeni oluşmaya başlamıştır. Yargıtay, İşçilere ilişkin bir kararında 2831 Sayılı Yasanın 30. Maddesinin uygulanması gereğini önemle vurgulamıştır.(E.2001/19796.K.2002/1738)
      Bütün bu uluslararası, Anayasal ve yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde ; 
İşyeri temsilcilerinin, sendikal örgütlenme hiyerarşisi içerisi temel bir yeri tuttuğu ve izah edilen düzenlemeler nedeniyle işyeri temsilciliğinin kamu hizmeti niteliğinde bir görev olduğu açıktır. Bu konudaki en önemli gerçeklerden biride; işyeri temsilcilerine kısıtlamalar getirilmesi hallerinde; varlıkları uluslar arası kurallar, Anayasa ve yasa hükümleri ile güvence altına, ve sosyal hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olan, toplumsal baskı aracı niteliğindeki sendikaların; bu işlevlerini yerine getirmeleri ve hak arama özgürlüğüne ilişkin yasalarla tanınan yetkilerini kullanmaları, büyük oranda güçleşmesi gerçeğidir.
     

 

 

 

İş Yeri Temsilcisinin Özellikleri Neler Olmalıdır.

  1. a.      Güvenilir
  2. b.      Saygın
  3. c.       Önder bir kişilik
  4. d.      Fedakâr
  5. e.       Bilgili
  6. f.       İnisiyatif sahibi
  7. g.      Gerçekçi
  8. h.      Herkese eşit davranmalı
  9. i.        İyi bir gözlemci ve araştırmacı
  10. j.        İletişim ve ikna gücü yüksek
  11. k.      Sabırlı ve anlayışlı olmalıdır.

 

 

İş Yeri Temsilcisinin Kaçınması Gereken Davranışlar Nelerdir?

  1. İş yerinde işlerini aksatmamalı
  2. Tembel olmamalı
  3. Sendikal faaliyetleri yürütmesi için tanınan ayrıcalığı suiistimal etmemeli
  4. Yapılabilecekler konusunda, abartılı ve mümkün olmayan vaatlerde bulunmamalı
  5. Olaylara soğukkanlı yaklaşmalı, aceleci ve bireysel tutum içerisinde olmamalı
  6. Üyeler ve diğer çalışanlar ile iletişim kurar iken; tehdit, emir, yönetmek, gözdağı, ahlak dersi, yargılamak, dinlememek, suçlamak, küçümsemek, alay vb. davranışlar içerisinde olmamalı

 

Sendika Temsilcisinin Görevleri:

  1. İşyeri Temsilcisi kendisini yasal sınırlara hapsetmeden fiili meşru mücadele anlayışı ile emekçileri doğrudan ilgilendiren, etkileyen her türlü konu ile ilgilenmelidir.
  2. Görev ve yetki alanına giren konularda çalışma programı oluşturmalı ve bunu sistemli bir hale getirmelidir.
  3. Sendikayı etkin kılmanın birincil yolu üye sayısının arttırılmasından geçer. İş yerinde hiçbir çalışanın sendikasız kalmaması için mücadele etmelidir.
  4. Üye olsun ya da olmasın etkin köken, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş gibi konularda ayrımcılık yapmadan görevini yapmalıdır.
  5. Çalışanların hiçbir sorununu küçümsemeden ilgilenmelidir.
  6. Tüm çalışanların sorunları, beklentilerini dikkate alarak çözmeye çalışmalıdır.
  7. Sosyal ve kültürel etkinlikler düzenleyerek, çalışanların birbirleri ile kaynaşmasını sağlamalıdır.
  8. Sendikamıza üye olmayan ya da başka bir sendikaya üye olanlar ile kurulacak insanı ilişkilerin ve gösterilecek sendikal çabanın mutlaka sonuç vereceği inancıyla hareket edilmelidir.
  9. İşyerinde farklı sendikalara üye olmaktan kaynaklanan huzurluk ve emekçiler arasında bölünmelere izin verilmemelidir.
  10. İş kolumuzda işçi vb. statüde çalışan arkadaşlarımız ile iyi ilişkiler içerisinde olmalı ve gerektiğinde ortak konularda mücadele de ortaklaştırılmalıdır.
  11. Sendikal örgütlenmeyi güçlendirmek ve etkinliklere katmak için azami çaba gösterilmelidir.
  12. Sendika panosu, temsilcilik odası mutlaka sağlanmalı ve etkin bir şekilde kullanılmalıdır.
  13. Üyelerin aktif bir hale getirilebilmesi için, belli periyotlarda iş yeri toplantıları yapılmalıdır. Onlardan gelen öneriler doğrultusunda çalışmalar yürütülmelidir.
  14. Sendikal çalışmalarla ilgili materyalleri üyelerle hemen paylaşılmalıdır. 
  15. Eylemler ve etkinlikler öncesinde üye toplantısı mutlaka yapılmalıdır. Bu şekilde üyeler eylemi sahiplenir ve katılım sağlar.
  16. Aidat bilgilerinin takibi yapılmalıdır.
  17. Sendikal faaliyetler açısından önem taşıyan her türlü konu derhal sendikaya bildirilmelidir.
  18. Tüzük ve yönetmeliklerin, işyeri temsilcisine yüklediği görev, yetki ve sorumlulukları mutlaka yerine getirmelidir.
  19. s.       Sendikada yapılan toplantı sonuçları ile ilgili üyeleri mutlaka bilgilendirmelidir.
  20. t.        İşyerinde işin yürütülmesi esnasında yaşanan sorunlar, üyelerin yaşadığı sorunlar vb. çözümü için işveren ya da işveren vekilleri ile üyeler adına görüşülmelidir.
  21. u.      Toplu Sözleşme süreçlerinde üyeler ve sendika yetkilileri ile görüşerek, ücretler ve diğer çalışma koşullarına ilişkin yaşanan sorunlar ve talepler iletilmelidir.

 

 

 

DAYANIŞMA AİDATI KESİLEBİR Mİ?

4688 sayılı Kamu görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 24. Maddesi TİS yapmaya yetkili sendikaların elde edebileceği gelirleri tek tek saymakta ve bunların dışında gelir elde edilmesini yasaklamaktadır. Bu madde sendikaların elde edebileceği gelirleri sınırlandırırken, sendika ve konfederasyonların gelirleri;

a- üyelerinin ödeyeceği üyelik ödentileri,

b- bu kanuna göre yapabilecekleri faaliyetlerden elde edecekleri gelirlerden,

c-bağış ve yardımlardan,

d-mal varlığından elde edilecek gelirlerden,

oluşur, demekte ve bunların dışında gelir elde etmelerini yasaklamaktadır. Görüldüğü gibi yasa sendikanın elde edebileceği gelirler arasında dayanışma aidatını saymamaktadır. Yasanın 25. Maddesi sendikaların kendi üyelerinden bile üyelik aidatı dışında para almasını yasaklamaktadır. Aynı yasanın 38. Maddesi ise yukarıda belirtilen 24. Maddeye aykırı hareket edenlerin altı aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandıracağı hükmünü getirmektedir.

Yasanın 42. Maddesi tereddüt edilen hususlarda Devlet Personel Dairesini yetkili kılmaktadır. Bu nedenle başka sendikalara üye olan veya hiçbir sendikaya üye olmayan memurlardan dayanışma aidatı alınıp alınamayacağı Devlet Personel Dairesi’ne sorulmuş ve daire, dayanışma aidatı ya da başka bir isimle kesinti yapılamayacağını hükme bağlamıştır. Yetkili sendika üyeleri dışında kalan memurlardan kesinti yapılması yasanın 28. Maddesinde belirtilen   “toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yaratılamaz” hükmüne de aykırıdır. Memurların kendi sendikalarına ödedikleri aidatlar kamu tarafından karşılanmaktadır. Çalışanların üye oldukları taktirde kendi sendikalarına ödeyecekleri ödentiler kamu tarafından karşılanırken, üye olmadıkları bir sendika için maaşlarından kesinti yapılması yasanın ruhuna aykırıdır.

Görüldüğü gibi yasa hükümleri çok açıktır.  Yetkili sendika tarafından, dayanışma aidatı alabileceğine kanıt olarak iki mahkeme kararını göstermektedir. Her iki mahkeme kararında da gerekçe olarak çalışanın kendisinden dayanışma aidatı kesilmesi için gönüllü dilekçe vermiş olması gösterilmiştir. Oysa Belediyelerde kendisinden dayanışma aidatı ya da başka adlarla para alınması için dilekçe vere bir çalışan yoktur. 4688 Sayılı yasa oluşabilecek boşlukların doldurulması amacıyla içlerinde 6356 sayılı sendikalar kanununun da bulunduğu çok sayıda kanuna atıf yapılmaktadır. Ancak yasada konumuzla ilgili bir boşluk yoktur.

 

YETKİLİ SENDİKANIN İMZALADIĞI TİS’DEN

DİĞER ÇALIŞANLAR YARARLANABİLİR Mİ?

 

Belediyelerde hangi sendika TİS yaparsa yapsın, diğer sendikalara üye çalışanlar veya hiçbir sendikaya üye olmayanlar bu TİS’den dayanışma aidatı ödemeden yararlanma hakkı vardır. TİS yapan sendikanın üyesi olmayanların bağıtlanan bu TİS’den yararlanmasını engellemek, 4688 sayılı yasanın 28. Maddesinde belirtilen   “toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sendika üyesi olan ve olmayan kamu görevlileri arasında ayrım yaratılamaz” hükmüne de aykırıdır. 

 

4688 SAYILI YASAYA GÖRE BELEDİYELERDE TİS YAPABİLMENİN KOŞULLARI

1.     Yapılacak Toplu Sözleşme, toplu sözleşme dönemi ile sınırlı olarak uygulanır ve sözleşme süresi hiçbir şekilde izleyen mahalli idareler genel seçimi tarihini geçemez. Toplu sözleşme, mahalli idareler seçimini izleyen 3 ay içinde, toplu sözleşme dönemiyle sınırlı olmak üzere  yapılabilir. Bu durumda 32. Madde hükümlerine göre en çok üyeye sahip sendika ile belediye arasında YENİ sözleşme imzalanabilir.

2.     Geçici 14. Madde uyarınca 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan sözleşmeler, sözleşme sürelerinin sonuna dek uygulanacaktır. Yani şu şekilde örneklersek, yetkili Sendikanın, 03.09.2011 tarihinde imzaladığı sözleşme 28.03.2014 tarihine dek devam edecektir. Sözleşme 31.12.2015 tarihinden önce sona erdiğinden 1 ay içinde yani 28.04.2014 tarihine kadar belediyenin borç durumu dikkate alınmaksızın sözleşme imzalanabilir. Burada; kanunun kastettiği ve önem atfettiği sözleşmedir, 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan sözleşmede kimin yetkili olduğu ile ilgilenmemektedir. Bu durumda 28.03.2014 tarihinde sona eren yetkili Sendika ve belediye arasındaki sözleşmenin ardından 1 ay içinde (En çok üyeye sahip sendika ile) Yetkili Sendika tarafından sözleşme imzalanabilir.

3.     Fark şuradadır: Bu 1 ay içinde imzalanacak sözleşmede belirlenen tavan tutarı, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşme uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altındaysa belediyenin borç durumu dikkate alınmaksızın 04.04.2012 tarihinde hangi sözleşme yürürlükte ise yani; Yetkili Sendika sözleşmesinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar (Şu anda alınan brüt iyileştirmeler) tavan olarak esas alınabilecektir. Bu da zorlayıcı bir hüküm değildir.

Sendikamız Tüm Yerel-Sen en çok üyeye sahip olduğu yerlerde ister sıfırdan toplu sözleşme sürecini takip ederek 3 ay içinde 32. Maddeye göre (belediyenin borç durumu önemli) yeni sözleşme yapabilir, ister önceden yetkili olan Sendikanın 28.03.2014 tarihinde sona eren sözleşmesinin ardından 1 ay içinde sözleşme imzalar. Tavan tutarı ortalama aylık ödemenin altında kalırsa 04.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmedeki ortalama aylık tutar (Şu anda sözleşmede alınan brüt tutar)  tavan olarak esas alınabilecektir.

En çok üyeye sahip sendikanın değişmesi personel aleyhine sonuç doğurmayacağı gibi, önceki Yetkili Sendikanın yeni bir sözleşme yapmaksızın EK PROTOKOL ile sözleşmeyi devam ettirme imkânı da bulunmamaktadır. 28.03.2014 tarihi itibariyle sözleşme sona erecektir. Ancak sözleşme 31.12.2015 tarihinden önce sona erdiğinden, sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 ay içinde en çok üyeye sahip sendika tarafından sözleşme yapılırsa belediyenin borç (v.b) durumu dikkate alınmayacaktır. 1 ay geçirilirse bu durumda ancak 32. Maddeye göre “sıfırdan” bir sözleşme yapılabilecektir ve belediyenin borcu varsa sözleşme de yapılamayacaktır. Bu husus hangi sendika en çok üyeye sahip olursa olsun geçerlidir.

 

 

YEREL YÖNETİMLERDE TİS YAPMAYA HANGİ SENDİKA YETKİLİDİR?

Yerel Yönetim iş kolunda TİS yapmaya en çok üyeye sahip sendika yetkilidir. Belediye Başkanlığı ile TİS imzalanmadan önce; hangi sendikanın yetkili olduğu, TİS bağıtlanmadan bir önceki maaş ödemelerinde aidat kesintisi üzerinden en çok üyeye sahip sendika tespit edilir ve o sendika ile TİS imzalanır.

 

GENEL TİS VE YETKİ SÜRECİ VE İZLENECEK YOL?

İktidar ile yapılacak TİS’lerde genel üye sayımızın belirlenmesi açısından 15 Mayıs tarihi bizim açımızdan oldukça önemlidir. Bu tarihten önce sendika şubesi, iş yerlerinde bir kişiyi işveren ile yapılacak yetki tespit toplantısı için bir yazı ile görevlendirecek. İşverenin yetki tespiti için bildirilen günde toplantı yapılır ve aidat kesintisi üzerinde üye sayılı belirlenir. Bu sürecin çok dikkatli bir şekilde izlenmesi önemlidir.

Sendika ve konfederasyonların üye sayılarının belirlenmesinde aşağıdaki esaslar uygulanır:

a) Kurumlarca yapılacak tespit;

Tespite ilişkin toplantıya kurumun işveren vekili ile tahakkuk memuru veya mali hizmetler birimi yetkilisi ve kurumun hizmet kolunda faaliyette bulunan sendikalardan birer temsilci katılır. Toplantı her yıl 15 Mayıs tarihinden sonra beş iş günü içerisinde kurumca belirlenerek sendikalara bildirilen yer ve günde yapılır. Bu Kanuna tâbi olarak kurumda çalışan kamu görevlilerinin, 15 Mayıs tarihi itibarıyla listesi ile üyelerinden aidat kesintisi yapılan sendikaların üyelerini gösterir liste, toplantıya katılanlarca değerlendirilir. Bu değerlendirmeden sonra, toplam kamu görevlisi sayısı ile sendika üyesi kamu görevlilerinin sendikalara göre toplam sayılarını belirten tutanak toplantıya katılan taraflarca imzalanır. İmzalı tutanak, kamu işvereni ve sendikalarca mayıs ayının son iş gününe kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilir.

Kurumların taşra teşkilatları, yukarıdaki esaslara göre tarafların katılımı ile yapılacak toplantı neticesinde düzenlenecek tutanakları kurum merkezinde yapılacak tespitte değerlendirilmek üzere 15 mayıs tarihini takip eden iki iş günü içerisinde kurum merkezine gönderirler. Bu tutanaklar kurum merkezinde tarafların katılımı ile tek tutanak haline getirilir.

b) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca kurumlardan ve sendikalardan gelen müşterek imzalı listeler üzerinden yapılacak tespit; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kurumlarda çalışan toplam kamu görevlisi sayısı ile sendikalar itibarıyla üyelik kesintisi yapılan üye sayılarını dikkate alarak her yıl 15 mayıs tarihi itibarıyla hizmet kollarındaki bütün kamuçgörevlileri sayısı ile hizmet kolundaki sendikaların üye sayılarını tespit eder. Buna göre (…) (1) kamu görevlileri sendikaları

ile konfederasyonların toplam üye sayısını belirler ve sonuçları her yıl temmuz ayının ilk haftasında Resmî Gazetede

yayımlar. (1)

(Ek fıkra: 4/4/2012-6289/20 md.) Sonuçların yayımı tarihinden itibaren beş işgünü içinde kamu görevlileri sendikaları ile konfederasyonlarının üye sayılarının yanlışlığı iddiasıyla sendika ve konfederasyonlarca Ankara İş Mahkemesine itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı onbeş gün içinde karara bağlar.

Toplu sözleşme görüşmeleri (2)

Madde 31 – (Değişik: 4/4/2012-6289/21 md.)

Toplu sözleşme görüşmeleri son rakamı tek olan yıllarda yapılır.

Kamu görevlilerinin geneline yönelik toplu sözleşme teklifleri Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin konfederasyon temsilcisi üyeleri, her bir hizmet koluna ilişkin toplu sözleşme teklifleri ise Heyetin ilgili sendika temsilcisi üyesi tarafından hazırlanır ve toplu sözleşme görüşmelerinin başlama tarihinden en az bir hafta önce Kamu İşveren Heyetine sunulmak üzere Devlet Personel Başkanlığına verilir. Toplu sözleşme görüşmelerinin başlangıcında Kamu İşveren Heyeti Başkanı ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı, Devlet Personel Başkanlığına verilen talepler esas alınmak suretiyle genel ve hizmet koluna ilişkin toplu sözleşme görüşme gündemini belirler. Toplu sözleşme görüşmeleri, genel ve hizmet kollarını ilgilendiren taleplerin topluca görüşülmesi suretiyle yürütülür. Birden fazla hizmet kolunu ilgilendiren hususlar, kamu görevlilerinin geneline yönelik konular arasında görüşülür.

Kamu İşveren Heyeti Başkanının belirleyeceği kurum temsilcileri ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetinin toplam sayısı onbeşi geçmemek üzere belirleyeceği temsilciler, toplu sözleşme görüşmelerine teknik heyet olarak iştirak edebilirler.

Toplu sözleşme görüşmelerine, ağustos ayının ilk işgünü Kamu İşveren Heyeti Başkanınca belirlenen ve Kamu Görevlileri Sendikaları Heyetine dahil konfederasyonlara görüşmelerin başlamasından en az bir hafta önceden bildirilen yerde başlanır. Toplu sözleşme süreci, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararının alınması da dahil olmak üzere en geç Ağustos ayının son işgünü tamamlanır. Hafta sonu tatil günleri hariç olmak üzere resmî tatil günlerine rastlayan günlerde toplu sözleşme görüşmelerine ara verilir. Toplu sözleşme görüşmelerinin yürütülmesinde uygulanacak yöntem ve görüşme takvimi yönetmelikle düzenlenir. Toplu sözleşme görüşme süreci sonunda, kamu görevlilerinin geneline yönelik mali ve sosyal haklara ilişkin bölüm ile her bir hizmet koluna özgü mali ve sosyal haklara ilişkin bölümlerden ve tek metinden oluşan toplu sözleşme veya toplantı tutanağı imzalanır. Toplu sözleşmeye kurumsal hiyerarşiyi bozacak ve aynı veya benzer unvanlı kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları arasında kurumlar arası dengesizliğe yol açacak hükümler konulamaz.

İmzalanan toplu sözleşme metinleri Resmî Gazetede yayımlanır.

Toplu sözleşme görüşmelerine katılmaya yetkili hiçbir konfederasyon temsilcisinin toplu sözleşme görüşmelerine katılmaması veya toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanmasına rağmen tarafların Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurmaması halinde, kamu görevlilerine sonraki iki mali yıl boyunca uygulanacak mali ve sosyal haklar genel hükümlere göre belirlenir.

 

4688 SAYILI KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNU(1) BİRİNCİ KISIM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç (2) Madde 1 – Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam Madde 2 – Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadî teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu gö- revlileri hakkında uygulanır. ____________________ (1) Bu Kanunun adı “Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun” iken, 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “her hizmet kolunda yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı bulundukları konfederasyonlar ile Kamu İşveren Kurulu arasında yürütülecek toplu görüşmelere ilişkin esasları düzenlemektir” ibaresi “toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

 

 4688 SAYILI KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNU(1) BİRİNCİ KISIM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç (2) Madde 1 – Bu Kanunun amacı, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam Madde 2 – Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadî teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya özel kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu gö- revlileri hakkında uygulanır. ____________________ (1) Bu Kanunun adı “Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun” iken, 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle, bu maddede yer alan “her hizmet kolunda yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı bulundukları konfederasyonlar ile Kamu İşveren Kurulu arasında yürütülecek toplu görüşmelere ilişkin esasları düzenlemektir” ibaresi “toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

 

Yorumlar (0)

Güvenlik * Ad Soyad

Şube Haberleri

  • 1
    GENEL BAŞKAN VE MYK ÜYELERİ İLE MUĞLA'DA ZİYARETLER GERÇEKLEŞTİRDİK
    GENEL BAŞKAN VE MYK ÜYELERİ İLE MUĞLA'DA
  • 2
    HARCIRAH DAVASINI KAZANDIK
    HARCIRAH DAVASINI KAZANDIK
  • 3
    İTFAİYE ÇALIŞANLARININ DERECE KADRO SORUNUNU TBMM ye TAŞIDIK.
    İTFAİYE ÇALIŞANLARININ DERECE KADRO SORUNUNU T
  • 4
    İTFAİYE EMEKÇİLERİNİN HAFTASI KUTLU OLSUN.
    İTFAİYE EMEKÇİLERİNİN HAFTASI KUTLU OLSUN.
  • 5
    ZABITA HAFTASI KUTLU OLSUN...
    ZABITA HAFTASI KUTLU OLSUN...
  • 6
    BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN ÇALIŞANLARINA YÖNELİK İNSAN HAKKI İHLALİ RESMİYET KAZANDI... (Bu oda bir toplama kampına benzemektedir.)
    BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN ÇALIŞANLARINA Y
  • 7
    İTFAİYE ÇALIŞANLARININ SORUNLARI DERHAL ÇÖZÜLMELİDİR.
    İTFAİYE ÇALIŞANLARININ SORUNLARI DERHAL ÇÖZ
  • 8
    TÜM BEL-SEN ile BEM BİR-SEN MEMURU SÖMÜRMEKTE ANLAŞTI..
    TÜM BEL-SEN ile BEM BİR-SEN MEMURU SÖMÜRMEKTE
  • 9
    Antalya Büyükşehir Belediyesi uygulamalarını TBMM İnsan Haklarını İzleme Komisyonuna ileterek teftiş talebinde bulunduk
    Antalya Büyükşehir Belediyesi uygulamalarını
  • 10
    HAVUZA ATILAN PERSONELİN TAMAMI ESKİ GÖREVİNE GERİ DÖNÜNCEYE KADAR MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK.  HAKSIZLIĞA BOYUN EĞMEYECEĞİZ.
    HAVUZA ATILAN PERSONELİN TAMAMI ESKİ GÖREVİNE

Hukuk Servisi

Tatil

Dayanışma - Duyuru

GENEL BAŞKANIMIZ 08/06/2017 saat 12:00 ...
Tümü için Tıklayın!


Birleşik Kamu-iş Konfederasyonu